
Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 28 Mart 2025 günü saatler 09.20’yi gösterirken kuvvetli bir sarsıntı Myanmar ve Tayland’da yıkım ve ölümle sonuçlanacak saniyeleri başlatmıştı. Artçısı da tek başına yıkıcı olabilecek büyüklükteki deprem 7.7 diye açıklandı. Çok sayıda artçının en büyüğü ana şoktan 12 dakika sonra gelen 6.6’lık depremdi. 2004’te, bugün depremin üst merkezine çok yakın bir noktada kaydedilen 9.3’ten sonra Aceh ile Myanmar arasındaki deniz tabanının yükselmişti. Ancak Myanmar zaten zaman zaman olan depremlerle oluşmuş ve yükselmiş bir toprak parçasıydı ve bir kere deprem olan bir nokta bir daha deprem olması kaçınılmazdı. Bu depremlerin en büyüklerini üreten Sunda levhasının sınırı olan Sunda Megathrust’ı, iki levhanın birbirinin altına girerek oluşturduğu depremlerin başrolüydü. Myanmar’dan başlayarak kuzeye uzanan faya ‘megathrust’ denilmesinin nedeni ise 9’dan büyük depremler üretebilmesiydi. Bu da ülkemizde yıkıcı olan ve derin yaralar açan depremlerden onlarca kat daha büyük bir enerji ve kuvvet demekti. Myanmar’daki 7.7’lik depremi, Doç. Dr. Bülent Özmen’e göre ilki 7.7 büyüklüğünde olan 6 Şubat Depremleri’ne benzeten USGS’den ABD’li jeofizikçi William Yeck, “7.7 büyüklüğündeki bir deprem, 2023’te Türkiye’de gördüğümüz depremin boyutuna yakın. O oldukça yıkıcıydı” demişti. Myanmar ise geçmişte Sunda’da meydana gelen 9’a yakın ve üzerindeki depremlerle yüzleşmişti. Peki 9 büyüklüğünde bir deprem kaç tane 6 Şubat’ın kuvvetine eşit? Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen çarpıcı detayları Milliyet.com.tr’ye anlattı.
‘8.8’LİK DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ VAR’
Myanmar, tıpkı Türkiye gibi geçmişte de yıkıcı depremlerle sarsılmış ve binlerce kayıp vermişti. Bu ülke için deprem, ne yazık ki ‘ölüm’ demekti. Kötü kentleşme ve depreme dirençsiz yapılar, Myanmar’ın dört bir yanını sarmıştı. Özellikle de 2 Nisan 1762’de yaşanan 8.8’lik deprem, üst merkezi Myanmar olan en büyük depremdi. Bunun, depreme dayanıklı olmayan noktalar için ‘kötü’ bir anlamı vardı. Bu büyüklükteki sarsıntı tekerrür ettiğinde, ölümler yine on binleri bulacaktı. Dünkü depremi üreten Sagaing fayının tıpkı Türkiye’de 6 Şubat Depremleri’ni üreten Doğu Anadolu Fayı (DAF) gibi doğrultu atımlı olması bazı benzerlikleri doğursa da Myanmar çok daha büyük depremlerle yüzleşiyordu. Peki ama neden? Doç. Dr. Bülent Özmen, bunu şöyle açıklıyor:
6 ŞUBAT’TAN 89 KAT BÜYÜK, 20 TANESİ EŞ DEĞER!
Sunda Fayı dünyanın en büyük depremlerinden bazıları üretirken ülkemizde de en büyük depremleri üretme potansiyeli olan fay, Kuzey Anadolu Fayı’ydı. 27 Aralık 1939’da kaydedilen 7.8’lik Erzincan Depremi en büyük depremlerden biriydi. Bundan neredeyse 300 yıl önce yaşanan 17 Ağustos 1668 depremi de aletsel kayıtlar olmasa da 8’e yakın bir büyüklükteydi. Doç. Dr. Bülent Özmen’in paylaştığı bilgilere göre 1939 depreminin büyüklüğü de bazı kaynaklarda 8.0 olarak geçiyordu. Buna göre Doç. Dr. Özmen, “Dolayısıyla Türkiye kara sınırları içinde var olan faylarda oluşabilecek deprem en fazla 8 büyüklüğünde olur. Ülkemize yaklaşık olarak 300 ila 350 kilometre uzaktaki Girit Adası ve yakın civarında çok sayıda deprem olur. Bu depremlerin en büyüğü 21 Temmuz 365 tarihinde meydana gelen, 8.3 büyüklüğündeki depremdir. Dolayısıyla bu bölgede meydana gelecek 7’den büyük depremler de ülkemizi etkiler. Çok ‘mega’ depremler diyemesek de, ülkemizi etkileyebilecek en büyük depremler bu büyüklükte olur. Bundan daha büyük deprem oluşması mümkün değil” diye konuştu. Sunda’daki büyük depremler, gerçekten de ülkemizdeki en büyük depremin onlarca katına eş değerdi. Yani Myanmar, bizden daha büyük bir kuvvete karşı direnç göstermeliydi. Bu fark 6 Şubat üzerinden örneklendirildiğinde ortaya çarpıcı rakamlar çıkıyordu.
Doç. Dr. Bülent Özmen 9 büyüklüğünde olabilecek bir depremin 6 Şubat’tan farkını, “Ülkemizde meydana gelen büyük depremleri ele aldığımızda, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen birinci deprem 7.7 büyüklüğündeydi. Bu depremden yaklaşık 20 tane daha meydana gelmesi durumunda, ancak 9 büyüklüğünde bir deprem nedeniyle çıkacak enerji açığa çıkar. 9 büyüklüğünde bir deprem 7.7 büyüklüğündeki bir depremden 1.3 birim daha fazla olmasına rağmen, açığa çıkan enerji 7.7 büyüklüğünde bir depremde açığa çıkan enerjinin 89 kat fazlasıdır” diye anlattı.
6 Şubat 2023’teki depremlerden sonra
‘SADECE BÜYÜKLÜK BAZ ALINMAMALI’
Dünya üzerinde sık sık 7’den büyük depremler kaydediliyor. Ancak her birini haberlerde duyuyor olmamamızın nedeni, bunların afete dönüşmemiş olması. Yerleşim yerlerine yakın olan depremlerde yapılar ve toplum, depreme dirençli olsa da ufak çaplı hasarlar oluşabiliyor. Ancak kimsenin yaşamadığı ve beşeri her türlü unsurdan uzak noktalarda yaşanan depremleri, kimsenin ruhu duymuyor. Büyük Okyanus’ta sıklıkla yaşanan ancak dikkat çekmeyen depremler gibi, kara parçası üzerinde de veriler olmasa fark edilmeyen pek çok büyük deprem olabilir. Bu nedenle bir depremin etkisine ve kuvvetine odaklanıldığında yalnızca büyüklüğüne bakmak yanıltıcı olabilir. Japonya’da 21 Aralık 2010’da yaşanan deprem 7.4 büyüklüğünde olmasına rağmen kimse hayatını kaybetmemişti. Yani depremin şiddeti, 1999’da Gölcük üst merkezli depremine oranla son derece düşüktü. Çünkü 11 şiddetindeki Gölcük Depremi, 18 bine yakın insanı hayattan koparmıştı. Doç. Dr. Bülent Özmen de tam olarak buna işaret ediyordu. Sadece depremin büyüklüğüne bakmak, her zaman doğru çıkarımlar yapmayı sağlamazdı! Bu nedenle her ne olursa olsun en büyük depremleri bile başka bir depremle benzese de kıyaslamamak daha doğru olabilir. Yani 54 bine yakın kayıp verdiğimiz 6 Şubat ile büyüklükleri aynı olan Myanmar depremini kıyaslamak gerekir. Doç. Dr. Özmen, sözlerini bu noktaya dikkat çekerek noktaladı: